Such a beautıful poem!

Blogumu açtığımda sadece sinema ve gezi üzerine yazmayı planladığım için isim olarak seeitwatchit’i tercih etmiştim. Bu nedenden dolayı da keşfettiğim müzikleri, okuduğum güzel kitapları, şiirleri paylaşmamak için kendimi tuttum. Fakat bundan sonra kendimi durduracak değilim!

kendimi-durduracak-degilim-onkapak

Geçenlerde bloglar arasında dolaşırken çok güzel bir şiire rastladım. O an ihtiyacım olan her şey yanımdaymış ama bir tek o eksikmiş gibi bir his verdi bana.

*Güzel bir sütlü kahve – sert bir kahve daha havalı durabilirdi aslında-

*Güzel bir fon müziği

 

*Loş ışık

Şiirin Türkçe’si de mevcut fakat aynı hissi vermediği kanısındayım. Bu yüzden Türkçe’sini tercih ediyorsanız arayıp bulmak size kalıyor. Sorry guys!

After A While 

After a while, you learn the subtle difference

Between holding a hand and chaining a soul,

And you learn that love doesn’t mean leaning

And company doesn’t mean security,

And you begin to learn that kisses aren’t contracts

And presents aren’t promises,

And you begin to accept your defeats

With your head up and your eyes open

With the grace of a woman, not the grief of a child,

And you learn to build all your roads on today

Because tomorrow’s ground is too uncertain for plans.

And futures have a way of falling down in midflight.

After a while, you learn

That even sunshine burns if you get too much.

So you plant your own garden and decorate your own soul,

Instead of waiting for someone to bring you flowers.

And you learn that you really can endure . . .

That you really are strong.

And you really do have worth.

And you learn and learn . . .

With every goodbye, you learn.

Author: Veronica A. Shoffstall

 

“So you plant your own garden and decorate your own soul,

Instead of waiting for someone to bring you flowers”

 

Başarılı!

 

 

Reklamlar

Tarihin İlk Korku Filmi

Sinema tanımına uygun ilk film olan Arrival of a Train at La Ciotat’ın 1895 yılında Lumiere kardeşler tarafından çekilmesinden sonra tarihin ilk korku filmi bundan sadece bir yıl sonra George Melies tarafından çekilmiştir. Şeytanın Kalesi adlı film 7. sanat dalının ilk korku filmi olarak tarihe geçmiştir. Yarasanın şeytana dönüştükten sonraki insanlığa hükmetme arzusu ile yaptıklarının anlatıldığı 3 dakikalık bu film, günümüz korku filmlerine öncü olacak niteliktedir.

Melies’den 14 yıl sonra ilk frankenstein filmi Thomas Edison tarafından çekilmiştir.

Fakat korku sinemasının kalıcı etkiye sahip ilk türleri 1920’lerde üretilmiştir. Robert Wiene‘in yönettiği 1920 tarihli The Cabinet of Dr.Caligari (Doktor Caligari’nin kliniği) ilk ‘gerçek’ korku filmi olarak tarihe geçmiştir. Film; Işık kullanımı,rüya sahneleri, makyaj teknikleri ve dekorları ile gerçek bir korku modeli yaratmıştır.Filmde, kullanılan dekorlar asimetrik bir tasarıma sahiptir.

Filmi araştırırken Doktor Caligari figürünün ve asimetrik tasarımların Red Hot Chili Peppers’ın Otherside klibinde de kullanıldığını gördüm.

Bkz:  http://www.youtube.com/watch?v=rn_YodiJO6k&feature=kp

Korku sinema tarihinin Dünya’daki ilk örneklerini gördük. Peki ya ilk Türk yapımı korku filmi hangisidir ?
İlk Türk korku filmi, yönetmenliğini ve senaristliğini Aydın Arakon’un yaptığı 1949 yapımı Çığlık filmidir. Filmin video örneğini bulamadığım için izleyip ekleyemedim. Fakat film benim için gerçek bir merak konusu 🙂

ciglik-1949

Kitaplardan Uyarlanan Filmler

Harry Potter, Yüzüklerin Efendisi, Hobbit, Baba gibi film serilerinin kitaplardan uyarlama olduğu herkes tarafından biliniyor. Fakat listeyi biraz genişlettikten sonra hiç ummadığım filmlerin aslında romanlardan ya da novellalardan uyarlama olduğunu görmek beni şaşırtı. Ee böyle bol malzemeli lezzetli bir konuyu bulup da yazmamak olmaz diyerek işe koyuldum 🙂

1) The Shawshank Redemption (Esaretin Bedeli) -1994                      

Imdb:9.3                                 

Bazı filmler mutlaka izlenilmelidir. Hatta bir kere değil bir kaç kere izlenmelidir. Esaretin Bedeli benim için o filmlerden biri. Stephen King’in Rita Hayworth ve Shawshank’ın Kefareti adlı novellasından uyarlanan film, oyuncu kadrosu ve konusu ile aldığı puanı sonuna kadar hakediyor.

MV5BODU4MjU4NjIwNl5BMl5BanBnXkFtZTgwMDU2MjEyMDE@._V1_SX214_

2) The Godfather (Baba)-1972

Imdb:9.2

Marlon Brando ve Al Pacino’nun oyunculukları ile devleştiği, müzikleriyle gönlümü fetheden ve fikrimce en iyi mafya filmi olan başyapıt. Baba gibi film!  Mario Puzo tarafından yazılan aynı adlı romandan sinemaya aktarılmıştır.

http://www.youtube.com/watch?v=HWqKPWO5T4o

MV5BMjEyMjcyNDI4MF5BMl5BanBnXkFtZTcwMDA5Mzg3OA@@._V1_SX214_

3) Forrest Gump -1994

Imdb : 8.7

Bir baş yapıt daha. Tom Hanks’ın harika oyunculuğunu görmek için bile izlenebilir. Winston Groom tarafından yazılan aynı adlı romandan sinemaya aktarılmıştır.

MV5BMTQwMTA5MzI1MF5BMl5BanBnXkFtZTcwMzY5Mzg3OA@@._V1_SX214_

4) Lord of The Rings ( Yüzüklerin Efendisi Üçlemesi ) 

Yüzüklerin Efendisi: Yüzük Kardeşliği 2001 – Imdb : 8.8

Yüzüklerin Efendisi: İki Kule 2002 – Imdb: 8.7

Yüzüklerin Efendisi: Kralın Dönüşü 2003 – Imdb: 8.9

Yüzüklerin Efendisi serisinin yeri bende çok ayrı. Edebiyat ve sinema tarihinin en etkileyici ve fantastik hikayelerinden biri bana göre. Serinin üçüncü filmi Kralın Dönüşü en iyi film Oscar’ını kazanan ilk ve tek fantastik filmdir.  John Ronald Reuel Tolkien’in fantastik edebiyat üçlemesinden sinemaya aktarılmıştır.

MV5BNTEyMjAwMDU1OV5BMl5BanBnXkFtZTcwNDQyNTkxMw@@._V1_SY317_CR1,0,214,317_

5) One Flew Over the Cuckoo’s Nest (Guguk Kuşu) -1975

Imdb: 8.8

Bazı filmlerde yorum büyük ölçüde seyirciye bırakılır, Guguk Kuşu’da bu filmlerden biriydi. Herkesin aynı tadı alacağını düşünmüyorum. Filmin en sevdiğim yanı oyunculukları idi.  Gerçekten çok başarılı.  1962’de Ken Kesey tarafından yazılan aynı isimli romandan sinemaya uyarlanmıştır.

MV5BMTk5OTA4NTc0NF5BMl5BanBnXkFtZTcwNzI5Mzg3OA@@._V1_SY317_CR12,0,214,317_

6) Fight Club ( Dövüş Kulübü) -1999

Imdb: 8.8

Chuck Palahniuk  tarafından yazılmış olan aynı isimli romandan sinemaya aktarılmıştır.

Dinleyin sürüngenler; sizler özel değilsiniz, sizler güzel ya da eşi benzeri olmayan kar tanesi de değilsiniz, sizler işiniz değilsiniz, sizler paranız kadar değilsiniz, bindiğiniz araba değilsiniz, kredi kartlarınızın limiti değilsiniz, sizler iç çamaşırı değilsiniz, sizler herkes gibi çürüyen birer organik maddesiniz. Bizler bu dünyanın şarkı söyleyip dans eden pislikleriyiz. Hepimiz aynı pisliğin lacivertleriyiz.

Yorumu sizlere bırakıyorum 🙂

Brad Pitt, Edward Norton ve Helena Bohem Carter diyorum ve ardından iyi seyirler diliyorum!

MV5BMjIwNTYzMzE1M15BMl5BanBnXkFtZTcwOTE5Mzg3OA@@._V1_SX214_

7) The Green Mile (Yeşil Yol) -1999

Imdb: 8.5

Yoruldum, patron. Yollarda yağmurdaki bir serçe kadar yalnız olmaktan yoruldum. Yanımda hiç arkadaş olmamasından bıktım. Nereye gideceğimizi, nereden geldiğimizi söyleyecek biri…İnsanların birbirine kötü davranmasından bıktım. Her gün dünyada hissettiğim ve duyduğum acılardan bıktım. Çok fazla var, sanki her an için kafama cam parçaları batıyor. Anlıyor musun?

Stephen King imzalı bir film daha. Unutulmazlardan ve mutlaka izlenilmesi gerekenlerden..

MV5BMTUxMzQyNjA5MF5BMl5BanBnXkFtZTYwOTU2NTY3._V1_SY317_CR0,0,214,317_,

8) A Beautiful Mind (Akıl Oyunları) -2001

Imdb:8.1 

Nobel ödüllü matematikçi John Nash’in hayat hikayesini anlatan Akıl Oyunları aynı adlı romandan sinemaya aktarılmıştır. En iyi film, en iyi yönetmen, en iyi yardımcı kadın oyuncu ve en iyi uyarlama senaryo dallarında ödül almıştır. En iyi erkek oyuncu ödülünü ise Training Day filmindeki performansı ile Danzel Washington, Russel abimizin elinden almış.Filmi izlememiş olan okurları kıskandığımı belirtmek istiyorum. Önlerinde izlemeleri gereken muhteşem bir film var.

A_Beautiful_Mind_Poster

9) Into the Wild (Özgürlük Yolu) -2007 

Imdb:8.2

Sean Pean’in yönetmenliğini ve yapımcılığını üstlendiği film, Christopher Johnson McCandless’ın gerçek hayat öyküsünün anlatıldığı aynı adlı romandan sinemaya aktarılmıştır.

Peki kimdir Christopher Johnson McCandless ?

Christopher Johnson McCandless (12 Şubat 1968-18 Ağustos 1992) Alaska‘da vahşi doğada 6 ay yanında harita, pusula gibi ekipmanlar dahi olmadan, çok az malzemeyle yaşayan daha sonra zehirlenerek ölen gezgin. (http://tr.wikipedia.org/wiki/Christopher_Johnson_McCandless)

MV5BMTAwNDEyODU1MjheQTJeQWpwZ15BbWU2MDc3NDQwNw@@._V1_SY317_CR0,0,214,317_

10) Hobbit Serisi

The Hobbit: An Unexpected Journey ( Hobbit Beklenmedik Yolculuk) -2012  Imdb: 8.0

The Hobbit: The Desolation of Smaug  (Hobbit Smaug’un Çorak Toprakları) -2013 Imdb: 8.2

Yüzüklerin Efendisi serisinin başlangıcı niteliğinde olan Hobbit  yine J.R.R Tolkien tarafından kaleme alınmıştır.

Benim için Hobbit, Yüzüklerin Efendisi serisinin bir adım gerisinde kaldı. Bilbo Baggins’i canlandıran Martin Freeman’ı çok sevmeme rağmen gözlerim Frodo ve Sam’i aradı. Alışkanlık işte 🙂 LOTR serisinde beni en çok etkileyen film Kral’ın Dönüşü olmuştu. Umarım serinin son filmi  The Hobbit: There and Back Again (Hobbit: Gittim ve Döndüm)  o etkiyi yaratabilir.

MV5BMTcwNTE4MTUxMl5BMl5BanBnXkFtZTcwMDIyODM4OA@@._V1_SX214_

12)Papillon (Kelebek) -1973

Imdb:8.1

Steve McQuenn ve Dustin Hoffman’ın başrollerini canlandırdığı Kelebek filmi, Henri Charriere tarafından kaleme alınan otobiyografik romandan sinemaya aktarılmıştır. Arkadaşlığı, vefa duygusunu bu kadar güzel aktarabilen sayılı filmlerden biri benim için. Film hakkında okuduğum en güzel cümle ise şu ‘Kelebek, özgürlüğe adanmış bir başyapıttır.’

Soundtrack: http://www.youtube.com/watch?v=Js69DkyaDVQ

MV5BMTY2NjE5NDk3OV5BMl5BanBnXkFtZTcwMTU3Njk3OA@@._V1_SY317_CR4,0,214,317_

13)Shutter Island (Zindan Adası) -2010

Imdb:8.1

Zindan Adası, finali ile şaşırtan ve yorumu büyük ölçüde seyirciye bırakan mükemmel bir psikolojik-gerilim filmi. Köstebek (The Departed) filmi ile Oscar ödülü kazanan Martin Scorsese’in yönettiği film, Dennis Lehane tarafından kaleme alınan aynı adlı romandan sinemaya aktarılmıştır. Martin Scorsese ve Leonardo Dicaprio’yu 2013 yapımı Para Avcısı filminde de beraber görüyoruz. Para Avcısı filmini henüz izleme fırsatı bulamadığım için yorum yapamayacağım ama Leonardo Di Caprio ve Scorsese birleştiğinde ortaya güzel filmler çıktığı kesin.

MV5BMTMxMTIyNzMxMV5BMl5BanBnXkFtZTcwOTc4OTI3Mg@@._V1_SX214_

14) Life of Pi (Pi’nin Yaşamı) -2012

 Imdb:8.1

Görüntü yönetmeninin aldığı ödülleri sonuna kadar hakettiği Pi’nin Yaşamı filmi 2001 yılında Yann Martel’in yazdığı aynı adlı romandan sinemaya aktarılmıştır.  Film 11 dalda Oscar’a aday gösterilmiş ve en iyi görsel efekt, en iyi görüntü yönetmeni, en iyi orjinal müzik,en iyi yönetmen dallarında ödül almıştır.

MV5BNTg2OTY2ODg5OF5BMl5BanBnXkFtZTcwODM5MTYxOA@@._V1_SX214_

15)Big Fish ( Büyük Balık) -2003  

Imdb:8.0

Tim Burton filmlerine hayran birisi olarak Büyük Balık filmini şiddetle tavsiye ediyorum. Özgünlüğüne hayran olduğum bir film kendisi. Daniel Wallace’ın Büyük Balık: Efsanevi Ölçülerde Bir Roman adlı romanından sinemaya aktarılmıştır.

MV5BMTYyMzM3MzgyNV5BMl5BanBnXkFtZTcwMTI4MzUyMQ@@._V1_SY317_CR5,0,214,317_

16)The Notebook (Not Defteri) -2004  

Imdb:8.0

2000’li yılların sevilen romantik filmlerinden biri olan Not Defteri, Nicholas Sparks’ın aynı adlı romanından sinemaya aktarılmıştır.

MV5BMTk3OTM5Njg5M15BMl5BanBnXkFtZTYwMzA0ODI3._V1_SX214_

17)Bourne Serisi

The Bourne Identity (Geçmişi Olmayan Adam) -2002  Imdb:7.9

The Bourne Supremacy (Medusa Darbesi) -2004  Imdb:7.8

The Bourne Ültimatom (Son Ultimatom) -2007  Imdb:8.1

The Bourne Legacy (Bourne’un Mirası) -2012 Imdb: 6.7

Başrolünü Mat Damon’ın canlandırdığı Bourne Üçlemesi Robert Ludlum tarafından yazılan üçleme romandan sinemaya aktarılmıştır. Robert Ludlum tarafından çıkarılan bu üç seriden sonra hayranların ısrarı ile serinin 4.kitabı niteliğinde olan  The Bourne Legacy (Bourne’un Mirası) Eric Van Lustbader tarafından kaleme alınmıştır.

MV5BMTAxODk0MjEyMjZeQTJeQWpwZ15BbWU2MDgzMzExNw@@._V1_SX214_

18)The Girl with the Dragon Tattoo (Ejderha Dövmeli Kız)  -2011

Imdb:7.9

Milenyum üçlemesinin ilk kitabı olan Ejderha Dövmeli Kız Stieg Larsson tarafından kaleme alınmıştır.

MV5BMTczNDk4NTQ0OV5BMl5BanBnXkFtZTcwNDAxMDgxNw@@._V1_SX214_

19)Silver Linings Playbook (Umut Işığım) -2012

Imdb:7.9

Bradley Cooper,Jennifer Lawrence ve Robert De Niro’nun başrollerini canlandırdığı Umut Işığım Matthew Quick’in aynı adlı romanından sinemaya aktarılmıştır.Filmi çok büyük beklentilerle izlerseniz hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz.Filmin ilk yarım saati biraz durağan ilerliyor. Yarım saatten sonra Bradley Cooper ve Jennifer Lawrance’ın performansları ile kendini izlettiriyor. Filmin konusunu çok sevmeme rağmen oyuncu performansları konuyu biraz gölgede bırakmış.

MV5BMTM2MTI5NzA3MF5BMl5BanBnXkFtZTcwODExNTc0OA@@._V1_SX214_

20)Man on Fire (Gazap Ateşi) -2004

Imdb:7.8

Yine bir aksiyon filmi ve yine Danzel Washington! Yönetmenliğini Tony Scott’un  yapmış olduğu Gazap Ateşi,  A.J.Quinnell tarafından kaleme alınan aynı adlı romandan sinemaya aktarılmıştır.

Başarılı bir soundtrack daha: http://www.youtube.com/watch?v=KPfJZolQOPU

MV5BMTc3MDc1MTAwMV5BMl5BanBnXkFtZTcwMDY0MTIzMw@@._V1_SX214_

21)Kramer vs Kramer (Kramer Kramer’e Karşı) -1979

Imdb:7.8

Başrollerini Dustin Hoffman ve Merly Streep’in canlandırdığı Kramer Kramer’e Karşı, Avery Corman’ın aynı adlı romanından sinemaya aktarılmıştır. Baba oğul ilişkisini anlatan, ailecek izleyebileceğiniz güzel bir dram filmi.

MV5BMTQ5MTQ4NzQ4Nl5BMl5BanBnXkFtZTcwODczNzgyMQ@@._V1_SY317_CR3,0,214,317_

22)Les Miserables (Sefiller)  -2012

Imdb:7.7

Russell Crowe, Hugh Jackman, Anne Hathaway  ve Helena Bohem Carter ! Sefiller, kadrosu ile beni izle mesajı veren filmlerden biri. Filmin tek eksisi müzikal tarzda olması bana göre. Müzikal tarzda filmleri sevmeme rağmen Sefiller’i farklı tarzda izlemeyi tercih ederdim.

MV5BMTQ4NDI3NDg4M15BMl5BanBnXkFtZTcwMjY5OTI1OA@@._V1_SX214_

23)The Kit Runner (Uçurtma Avcısı) -2007

Imdb:7.7

“Yalnızca bir günah vardır, tek bir günah. O da hırsızlıktır. Onun dışındaki bütün günahlar, hırsızlığın bir çeşitlemesidir. Bir insanı öldürdüğün zaman, bir yaşamı çalmış olursun. Karısının elinden bir kocayı, çocuklarından bir babayı almış olursun. Yalan söylediğinde, birinin gerçeğe ulaşma hakkını çalarsın. Hile yaptığın, birini aldattığın zaman doğruluğu, haklılığı çalmış olursun.”

Uçurtma Avcısı, Khaled Hosseini’nin aynı adlı romanından sinemaya aktarılmıştır. Filmin kitaptaki önemli ayrıntıları yansıtamadığını düşündüğümden dolayı, filmini izlemeden önce ‘imkanınız olursa’ kitabını okumanızı tavsiye ederim.  Fakat okunarak ya da seyredilerek bu buruk hikaye mutlaka hissedilmeli…

MV5BODcyNjY2MjEwM15BMl5BanBnXkFtZTcwODQ0MzI1MQ@@._V1_SY317_CR6,0,214,317_

24)Moneyball (Kazanma Sanatı) -2011

Imdb:7.6

Kazanma Sanatı, Michael Lewis’in 2003 yılında yazdığı aynı adlı kitaptan sinemaya aktarılmıştır. Biyografi+ spor dalında olması ve Brad Pitt’in başrolü canlandırması nedeniyle filmi çok beğendim.

MV5BMjAxOTU3Mzc1M15BMl5BanBnXkFtZTcwMzk1ODUzNg@@._V1_SY317_CR0,0,214,317_

25)Hugo -2011

Imdb:7.6

Yönetmen koltuğunda yine Martin Scorsese’ı gördüğümüz filmde sinema tarihinin en önemli isimlerinden biri olan Geroge Melies’in hayatı anlatılıyor.(Bkz: http://tr.wikipedia.org/wiki/Georges_M%C3%A9li%C3%A8s)

Brian Selznick’in Zamanın Efendisi Hugo Cabret ve Buluşu adlı romanından sinemaya aktarılan film sinemaya meraklı herkesin izlemesi ve araştırması gereken filmlerden ‘yalnızca biri’.

MV5BMjAzNzk5MzgyNF5BMl5BanBnXkFtZTcwOTE4NDU5Ng@@._V1_SX214_

26)The Great Gatsby (Muhteşem Gatsby) -2013

Imdb:7.4

Muhteşem Gatsby! Oyuncu kadrosu da adı gibi muhteşem olan film.Son yılların en beğendiğim filmlerinden biri olduğunu söyleyebilirim. “Önce kitabını okuyup sonra filmini izleyin” önerim bu film için geçersiz. Filmin sonunu kesinlikle bilmeden izlemek gerekiyor.

MV5BMTkxNTk1ODcxNl5BMl5BanBnXkFtZTcwMDI1OTMzOQ@@._V1_SX214_

27)The Hunger Games (Açlık Oyunları Serisi)

The Hunger Games -2012  Imdb:7.3

The Hunger Games: Catching Fire (Açlık Oyunları Ateşi Yakalamak) -2013 Imdb:8.1

Suzanne Collins tarafından yazılan üçlü roman serisinden sinemaya aktarılmıştır. Filmin de kitaplar gibi başarılı olduğunu düşünüyorum.

MV5BMjA4NDg3NzYxMF5BMl5BanBnXkFtZTcwNTgyNzkyNw@@._V1_SX214_

28)I am Legend (Ben Efsaneyim) -2007

Imdb:7.2

Ben Efsaneyim, ABD’li bilim kurgu ve korku yazarı Richard Matheson’un 1954 yılında yazdığı aynı adlı romandan sinemaya aktarılmıştır. Doğruyu söylemek gerekirse Ben Efsaneyim, Will Smith için izlemeye başlayıp beğendiğim bir film. Fakat şöyle bir bakacak olursak Will Smith için izlemeye başlayıp da beğenmediğim film yok sanırım 🙂 İyi seyirler!

MV5BMTU4NzMyNDk1OV5BMl5BanBnXkFtZTcwOTEwMzU1MQ@@._V1_SY317_CR0,0,214,317_

29)The Time Traveller’s Wife (Zaman Yolcusunun Karısı)-2009

Imdb:7.1

Audrey Niffenegger’in 2003 yılında yayımlanan aynı adlı romanından sinemaya aktarılan filmin başrollerinde Rachel McAdams ve Eric Bana’yı görüyoruz. Rachel McAdams romantik filmlere en çok yakıştırdığım kadın oyuncu.Filme sıcak bir hava kattığını düşünüyorum.  Midnight in Paris, About Time ve The Vow filmlerinde de aynı hissi vermişti bana. Filme gelecek olursak dram-romantik kategorisinde izlenilmesi gereken filmlerden biri olduğunu düşünüyorum.

MV5BMTU0MzkzNzg0Nl5BMl5BanBnXkFtZTcwNzUwNzQ2Mg@@._V1_SX214_

30)P.S I Love You (Not: Seni Seviyorum) -2007

Imdb:7.0

Dram-romantik dalında güzel bir film daha.. İrlandalı yazar Cecelia Ahern’in aynı adlı romanından sinemaya aktarılmıştır.

MV5BNTg2MDg4MjI5NV5BMl5BanBnXkFtZTcwMzQ0MDczMw@@._V1_SY317_CR0,0,214,317_

 

Film Müzikleri: Django Unchained

-Adın ne ?
-Django. Django diye yazılır Jango diye okunur!

django-unchained-1

Django Unchained, Quentin Tarantino imzalı güzel bir western filmi. Filmi izlemek için kadrosuna göz gezdirmek yeterli. Leonardo Di Caprio, Samuel Jackson, Jamie Fox, Christopher Waltz..

Leonardo Di Caprio’yu alıştığımızın dışında bir karakteri oynarken görmek çok keyifliydi.Ayrıca, Jamie Fox ve Samuel Jackson’a ayıp olmasın ama filmin ikinci yıldızı bana göre Christopher Waltz’dı. 🙂 Sorry guys!

Tarantino,diğer filmlerinde olduğu gibi Zincirsiz’de de toplumsal mesaj içerikli diyaloglar kullanmış. Mesajları verirken içine mizah katması da bana en çok Pulp Fiction filmini hatırlattı. Filmi izlerken Tarantino’nun eli değmiş olduğu anlaşılıyor yani 🙂

Tüm bunların dışında film boyunca bana en çok keyif veren şey müzikler oldu.Sahnelerle bu kadar mı uyumlu olur!
Favorim Anthony Hamilton & Elayna Boynton-Freedom.

23 soundtrack’in içinde en çok beğendiğim bunlar. Keyifli dinlemeler.

Film Müzikleri:Into the Wild ( Özgürlük Yolu )

Filmin en can alıcı noktasında çalan o şarkılar yok mu.. film bittikten hemen sonra bulunup dinlenilen ve her dinlendiğinde filmin sahnelerini hatırlatan. Az önce onlardan bir tanesini dinliyordum. İnto the Wild filminden Society. Eddie Vedder’in güzel sesinden dinlenince ne kadar da huzur veriyor.

Ve diğerleri.

Gaziantep yakınlarından bildiriyorum. Bu şarkılar bu akşam bana huzur verdi. Umarım sizin için de öyle olur 🙂

Benim seçtiklerim: Gerçek hayattan uyarlanan filmler.

Biyografi dalında seçtiğim filmler beğenilerinize sunulmuştur efendim :) İyi seyirler !

1)The Intouchables(Can Dostum)    2011

Imdb:8.5

MV5BMTYxNDA3MDQwNl5BMl5BanBnXkFtZTcwNTU4Mzc1Nw@@._V1_SX214_

2)The Pianist (Piyanist)  2002

Imdb: 8.5

MV5BMTc4OTkyOTA3OF5BMl5BanBnXkFtZTYwMDIxNjk5._V1_SX214_

3)Braveheart(Cesur Yürek)   1995

Imdb: 8.4

220px-Braveheart_imp

4) Into the Wild(Özgürlük Yolu)  2007

Imdb:8.2

MV5BMTAwNDEyODU1MjheQTJeQWpwZ15BbWU2MDc3NDQwNw@@._V1_SY317_CR0,0,214,317_

5) A Beautiful Mind (Akıl Oyunları)   2001

8.1

A_Beautiful_Mind_Poster

6) Finding Neverland(Düşler Ülkesi)   2004

Imdb:7.8

MV5BMTMxNzYzNzUzMV5BMl5BanBnXkFtZTYwNjcwMjE3._V1_SY317_CR0,0,214,317_

7)Cinderella Man(Külkedisi Adam)  2005

Imdb: 7.9

MV5BMTI3OTg5NTkyOV5BMl5BanBnXkFtZTcwNjI4NzIzMQ@@._V1_SY317_CR6,0,214,317_

8)The Blind Side(Kör Nokta)  2006

Imdb:7.6

MV5BMjEzOTE3ODM3OF5BMl5BanBnXkFtZTcwMzYyODI4Mg@@._V1_SX214_

9) Black (Siyah)  2005

Imdb:8.0

images

 

10)Hachi: A Dog’s Tale (Hachiko)  2009

Imdb:8.1

MV5BMTAxMDA2MjM4NDReQTJeQWpwZ15BbWU3MDE0NTgxMTM@._V1_SY317_CR3,0,214,317_

11) Catch Me If You Can ( Sıkıysa Yakala)   2002

Imdb: 7.9

MV5BMTY5MzYzNjc5NV5BMl5BanBnXkFtZTYwNTUyNTc2._V1_SX214_

12) The Social Network (Sosyal Ağ)  2010

Imdb:7.9

6168374

13) The King’s Speech ( Zoraki Kral)  2010

Imdb: 8.1

MV5BMzU5MjEwMTg2Nl5BMl5BanBnXkFtZTcwNzM3MTYxNA@@._V1_SY317_CR1,0,214,317_

14)Gandhi   1982

Imdb:8.1

gandhi

15) The Pursuit of Happyness (Umudunu Kaybetme )  2006

Imdb:7.8

MV5BMTQ5NjQ0NDI3NF5BMl5BanBnXkFtZTcwNDI0MjEzMw@@._V1_SX214_

16)Changeling(Sahtekar)  2008

Imdb:7.8

MV5BOTA1Mzg3NjIxNV5BMl5BanBnXkFtZTcwNzU2NTc5MQ@@._V1_SY317_CR0,0,214,317_

17) Donnie Brasco (Köstebek)  1997

Imdb:7.8

MV5BMjEyNTIyODQ4OV5BMl5BanBnXkFtZTcwNzE5NTc0MQ@@._V1_SY317_CR14,0,214,317_

18)127 Hours ( 127 Saat)  2010

Imdb:7.7

MV5BMTc2NjMzOTE3Ml5BMl5BanBnXkFtZTcwMDE0OTc5Mw@@._V1_SY317_CR0,0,214,317_

 

19)Moneyball( Kazanma Sanatı)  2011

Imdb:7.6

MV5BMjAxOTU3Mzc1M15BMl5BanBnXkFtZTcwMzk1ODUzNg@@._V1_SY317_CR0,0,214,317_

20)The Assassination of Jesse James by the Coward Robert Ford (Korkak Robert Ford’un Jesse James suikasti)  2007

Imdb:7.6

MV5BMTY2NDI2MTc2NV5BMl5BanBnXkFtZTcwNjA2NTQzMw@@._V1_SY317_CR0,0,214,317_

21) Invictus (Yenilmez )  2009

Imdb:7.3

MV5BMjAyMzExMDM1N15BMl5BanBnXkFtZTcwNTcyMTQ5Mg@@._V1_SY317_CR0,0,214,317_

22)The Hurricane(Onaltıncı Round)  1999

Imdb:7.4

MV5BMTIxODczMDU1Nl5BMl5BanBnXkFtZTcwNzQ5ODkxMQ@@._V1_SY317_CR6,0,214,317_

23) Erin Brockovich (Tatlı Bela)  2000

Imdb:7.2

MV5BMTI3MjY3OTkwNl5BMl5BanBnXkFtZTYwMTQ5MDg4._V1_SY317_CR19,0,214,317_

24) Public Enemies( Devlet Düşmanları)  2009

Imdb:7.0

MV5BMjA3NDI0NzM2MV5BMl5BanBnXkFtZTcwODk5MTk2Mg@@._V1_SX214_

25)Remember the Titans (Unutulmaz Titanlar)  2000

Imdb:7.6

MV5BMTczNTA2MDc0OF5BMl5BanBnXkFtZTYwMTg4MDY2._V1_SY317_CR1,0,214,317_

26) Walk The Line( Sınırları Aşmak)  2005

Imdb:7.9

MV5BMjIyOTU3MjUxOF5BMl5BanBnXkFtZTcwMTQ0NjYzMw@@._V1_SX214_

 

 

27) Patch Adams 1998

Imdb: 6.3

Yazıya ufak bir güncelleme yaptım. Robin Williams’ı çok seven birisi olarak imdb puanına bakmadan izledim filmi. Ve bence 6.3’den daha iyisini hakediyor. İyi seyirler.

MV5BMTM0NjM2Mjg4Ml5BMl5BanBnXkFtZTcwMDAxOTMyMQ@@._V1_SY317_CR7,0,214,317_

İçinizdeki Çocuk İçin!

Favori animasyon filmlerimi paylaşmak için biraz geç kaldım aslında. Bir önceki yazıdan hemen sonra yazmam gereken bir yazıydı bu. Neyse geç olsun güç olmasın 🙂

1) Ice Age -Buz Devri serisi : Buz Devri serisinin benim için yeri ayrı. Geleceği günü iple çektiğim animasyon filmlerinden. Özellikle Sid karakterine bayılıyorum 🙂

Buz Devri(2001)

Buz Devri 2: Eriyiş(2005)

Buz Devri 3: Dinazorların Şafağı(2009)

Buz Devri 4: Kıtalar Ayrılıyor

2)Despicable Me(2010)-Çılgın Hırsız

İkincisi de yolda geliyor. http://www.imdb.com/title/tt1690953/

3)Up(2009)-Yukarıya Bak

4) Shrek Serisi

Özellikle sonuncusu çok iyiydi.

5)Toy Story ( Oyuncak Hikayesi Serisi)

3e874_Toy-Story-2-pixar-116966_1024_768

6) Monster Inc. (2001)

7)Cars ( Arabalar)

Arabalar-Filmi-Full-İzle

8)Finding Nemo ( Kayıp Balık Nemo) -2003

Kayip_Balik_Nemo_turkce_film_izle

9)Ratatouille (2007)

Ratatouille

10)Wall-E

WALL-EWallpaper1024

Geçmişten günümüze animasyon filmleri

Animasyon filmleri büyükten küçüğe herkesin ilgi odağı.Animasyonlar, çoğu zaman güldüren;keyiflendiren ve sonunda hayatın içinden ufak ufak mesajlar veren çizgi sinemalardır. Görsel olarak küçüklerin ilgisini daha çok çektiği düşünülsede benim gibi animasyon filmi tutkunu olan çok yetişkin var, eminim buna 🙂 Bir çok yetişkin filmine göre daha masum ve komik. Hele birde sinemada izliyorsanız, çocukların ‘katıksız-saf ‘ kahkahaları filmi daha keyifli hale getiriyor Film bitiminde yüzünüzde koskocaman bir gülümseme oluşuyor. Ee ne de olsa hepimizin içinde hala bir çocuk var değil mi? Peki hiç merak ettiniz mi bu animasyon filmleri geçmişten günümüze nasıl gelişti ? Kullanılan teknikler ve günümüzdeki örnekleri nelerdir ?

Animasyon filmleri ilk olarak karşımıza çizgi animasyon olarak çıktı. Çizgi animasyonların yapımı sayfalarca hazırlanmış çizimden geçer. Görüntüler kağıtlara çizilir ve olay sırasına göre dizilir, sayfalar akıcı bir şekilde sıralanır. Bu akış sayesinde hareket olgusu oluşur. Bu tür çizgi animasyonlar 2d klasik animasyon olarak adlandırılır. 20.yy boyunca en çok kullanılan tekniktir. Sevdiğimiz birçok çizgi film bu teknik ile yapılmıştır.  Taş Devri, Tom ve Jerry, Bugs Bunny vs.. Bu tekniğin kullanıldığı eski çizgi animasyon filmlerine örnek verecek olursak Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler (1937) ve Pinokyo (1940). Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler sinema tarihinin ilk uzun metraj animasyon filmidir.

Bu ayrıntıların yanında özel bir anımı da paylaşmak istiyorum 🙂 91 doğumlu birisi olarak gittiğim ilk sinema filmi 1996 yapımı Space Jam idi. Dayımla beraber gitmiştik. Yaşıma ve yaşadığımız zamana göre olağanüstü bir deneyimdi benim için. Space Jam araştırmalarıma göre ‘Gerçek Zamanlı Anismasyon’ türüne giriyormuş. Biraz açacak olursak; gerçek kamera görüntüleri ile elle çizilmiş karakterlerin bir araya getirilmesi ile oluşturulan çizgi animasyon türü.

Çizgi Animasyon tekniğinden sonra gelelim Stop Motion tekniği ve bu tekniğin örneklerine. İlk animasyon örnekleri stop motion tekniğine dayanır. Stop Motion tekniğinde, kamera durağan bir objeye odaklanır ve tek bir kare çekilir, ardından obje biraz hareket ettirilir ve başka bir kare daha çekilir. Çekilen tek kare fotoğraflar ardı ardına dizilir (her saniye için 15-24 kare) ve oynatılması ile hareket elde edilir. Sahneler montajlanır ve film tamamlanır. İlk uzun metrajlı stop motion animasyon filmi Tim Burton yönetmenliğinde Nightmare Before Christmas’dır. Bu tekniğin bilinen diğer örnekleri Chicken Run(2000), Wallace and Gromit(2005), Corpse Bride(2005)’dir.

Chicken Run (Tavuklar Firarda)

Stop Motion’dan sonra en gelişmiş animasyon tekniği 3d animasyon tekniğine gelelim. 3d animasyon, İngilizce CGI computer generated images. Bu yöntemde bilindiği üzere çok gelişmiş bilgisayar programları kullanılır. Bilgisayar ve bilgisayarlardaki gelişim animasyon filmlerini etkilediği kadar sinemayı da değiştirmiştir. Son 10 yılda farkedildiği üzere bilgisayar animasyonu tekniklerinde inanılmaz bir gelişme yaşanmıştır. Örnek verecek olursak 2000 yapımı Tavuklar Firarda filmi ile 2009 yapımı Up(Yukarıya Bak) filmi arasında hem kullanılan teknikler açısından hem de görsellik olarak çok fark olduğunu görebiliriz. Up filminde ki karakterlerin yüz hatlarına dikkat edin ne kadar gerçekçi ve doğal değil mi ? Bu animasyon tekniklerinin ne kadar geliştiğinin en somut örneklerinden biri bence.

3d animasyon tekniğinde mekanlar ve karakterler ;  kuklalar, hamurlar, elle oynatılan objeler yerine modelleme programları kullanılarak modellenirler. Modelleme şeması aşağıdaki gibidir. Endüstri mühendisliği öğrencisi olarak bu şema bana hiç yabancı gelmedi 🙂

3d animasyon filmleri aylar süren yorucu bir süreç sonucunda meydana gelmektedir. Bunun ayrıntılarını yazı ile vermektense sizlerle discovery’in 5 dakikalık bir belgeselini paylaşacağım. Görsel olarak izlemek akılda daha kalıcı oluyor bence 🙂

http://www.youtube.com/watch?v=kB2MtVt1N14&feature=related

Son olarak bir kaç 3d animasyon örneği vererek yazımı sonlandırmak istiyorum.

Genel olarak animasyon filmleri hakkında kısaca bilgi vermek istedim. Not düşmek istediğim ufak bir nokta var.. yazım,animasyon teknikleri hakkında genel olarak bilgi verici niteliktedir.Bu teknikler kendi içlerinde de dallara ayrılmaktadır.

Bir sonraki yazımda favori animasyon filmlerimi paylaşacağım. Kalın sağlıcakla.

alıntılar: http://www.vertigo.com.tr

gorsekefektkameraarkasi.blogspot.com

http://www.cghaber.com

Brüksel-Bruxelles-Brussel

Brüksel, Belçikanın başkenti. Yaklaşık olarak 300 bin Türk’ün yaşadığı bir şehir. Bu şehri gezmeden 1 hafta önce Brüksel’de uzun yıllar yaşamış bir beyefendi ile karşılaştım. Belçika’yı gezmeyi planladığımı duyduğunda bana söylediği ilk cümle şu oldu: ‘Brüksel’e gittiğinde Türk mahallelerini gezmeyi unutma ve orada herhangi bir Türk’ü durdur ardından ona şöyle sor: ‘Emirdağ mı büyük Türkiye mi ? ‘ İlk başta anlamlandıramadım tabi ki. Sonradan konunun içeriğini biraz anlattı:

“Brüksel’de yaşayan Türklerin geneli Emirdağlıdır. O kadar yoğundurlar ki Belçikalıların Türklere ‘Emirdağ mı büyük  Türkiye mi ? ‘ sorusunu sorduğu söylenir. Bir espri haline dönüşmüştür bu soru. Emirdağlılar arasında çok sık kullanılır. ” Daha önce de Belçika’da Türklerin yoğunlukta olduğunu biliyordum fakat Emirdağlıları duymamıştım. Türk mahallesini gezip gördükten sonra da o sorunun sorulmasını mantıklı buldum. Kendimi Belçika’da değil Türkiye’de gibi hissettim. Kebapçılar, pide fırınları, döner, iskender..bu mahallede ne ararsan hepsi Türk usulü 🙂

Bu kısa anıdan sonra Brüksel’i gezmeye başlayalım 🙂

Rotterdam’dan yola çıkıp önce Antwerpen şehrine uğradık, daha sonra karnımızı doyurmak ve şehri gezmek için başkent Brüksel’e geçtik. Planımız yemek yedikten sonra şehri gezmekti fakat yolumuzun hemen üzerinde Atomium’u görünce durup gezmeye karar verdik.

Atomium 1958 yılında Expo 58 fuarı için yapılmış ve fuar sonrasında da kaldırılmamış. Zamanla Brüksel için önemli bir turistik merkez haline gelmiş. Atomium, Demirin Kristal Yapısının 165 milyon kez büyütülmesinden esinlenerek yapılmış. Ziyaretçiler isterlerse Atomium’un içini de gezebiliyorlar.En üstteki küreden bakınca şehrin manzarasının oldukça güzel olduğu söyleniyor. Fakat ziyaretçilerin içeriyi gezmekten çok ilgilendikleri birşey var ki Atomium’a gidipte yapmayan nadir insan vardır 🙂 Küreleri elinde tutuyormuş gibi poz vererek fotoğraf çekilmek. Evet! Bende yaptım eksik kalmak istemedim 🙂

 Brüksel’i gezmeden önce Atomium’un hemen arkasında Avrupa’nın minyatürleşmiş halini sergileyen MiniEurope’un olduğunu not almıştık. Fakat MiniEurope sadece yazları açıkmış. Bu bizim için üzücü bir haber oldu.

Atomium’dan sonra , zil çalan karnımızı doyurmak için bahsettiğim Türk restaurantlarına doğru yol aldık. Karnımız o kadar acıkmış ki yemek yemekten fotoğraf çekmek aklımıza bile gelmedi 🙂 Bu yüzden yediğimiz yemeklerden kareler paylaşamayacağım.

Yemeğimizi yedikten sonra arabamızı Grand Place’e yakın bir yerlere park edip yürümeye koyulduk.

Yürüyerek gezmenin en güzel yanı ise yol boyu dizilmiş çikolata dükkanlarına girmekti. Hepsine hayran kaldım..Çeşit çeşit çikolatalar ımmmm harikaydı 🙂

Çikolataları tadıp enerji depoladıktan sonra, Grand Place’e vardık. Başlarda Brüksel’i akşam gezmenin güzel bir fikir olmadığını düşünüyordum..taaa ki o muhteşem görüntüyü görene kadar. Işıklandırma, binalar, insanlar gerçekten muhteşemdi 🙂 Size tavsiyem Brüksel’i gündüz gezme fikriniz varsa, akşamı bekleyip Grand Place’i öyle görün!

 Akşam görüntüsü ayrı bir güzel olsa da , gündüz de ayrı bir yer oluyor Grand Place. Meydanda birçok müze bulnuyor: Bira imalatçıları müzesi, kakao ve çikolata müzesi, Brüksel Şehir müzesi..Bir de Brüksel Belediye Binası( Hotel de Ville).

Meydanın en eski yapısı Belediye Binası. 1965 yılında Fransız bombardımanından kurtulan belediye binası 15. yüzyıldan kalma. Belediye Binası dışında ki her binanın da kendine ait birer hikayesi var..Akşam bir kenara oturup seyre daldığınızda o yaşanmışlığı size yansıtıyor Grand Place. Hımm ayrıca çok romantik bir görüntüye sahip, söylemeden edemeyeceğim 🙂

Uzunca bir vakit burada kaldıktan sonra, Manneken Pis ( işeyen çocuk heykeli)’i aramaya koyulduk. İtiraf etmeliyim ki, defterime mutlaka görülmeli şeklinde not aldığım Manneken Pis beni hayal kırıklığına uğrattı. Bu hayal kırıklığını yaşayan bir tek ben değilmişim şimdilerde buna seviniyorum. Karşımızda kooskocaman heybetli bir heykel beklerken, küçük bir heykel ile karşılaştık. Bu kadar beklentiye girmemizin sebebi ise, çikolata dükkanlarında gördüğümüz kocaman- çikolatadan- Manneken Pis heykelleri idi. Bence çikolatadan yapılmış olanları, aslından daha esprili ve güzel 🙂 Buyrun efendim siz de aslını görün..

Veee gezimiz burada son buluyor.. Eminim bu şehrin gezilip görülecek çok daha güzel yerleri vardır. Biz kısıtlı zamanda bu kadarını gezebildik.

Gezmenizi şiddetle tavsiye ediyorum.. 🙂

Antwerpen

Avrupa’nın en eski kentlerinden biri olan Antwerpen’da kısa bir yolculuğa ne dersiniz ?

O zaman adım adım Antwerpen yolculuğuna başlayalım 🙂 Avrupa’da araba ile yolculuk yaparken yaşayacağınız en büyük sorun park cezaları. Bu yüzden arabamızı park yasağının olmadığı bir yere park edip şehri yürüyerek gezmeye başladık. Tabi tura başlamadan önce gideceğimiz yerleri araştırıp not almıştık. İlk durağımız Het Steen Kalesi idi. Arabamızı park ettiğimiz yer tesadüfen Het Steen Kale’sine yakındı.

Peki ya hikayesi nedir buranın ? Het Steen Avrupa’nın en eski kalelerinden biridir.Kalenin inşası 1200 lere dayanıyor. Kale ilk zamanlarında savunma amaçlı yapılıyor(Vikinglere karşı).Askeri işlevini kaybettikten sonra 600 sene zindan olarak kullanılıyor. Daha sonra 1890-1952 yılları arasında arkeoloj müzesi, 1952’den günümüze kadar da denizcilik müzesi olarak kullanılıyor.Şehrin adının Antwerpen olmasına da büyük katksıı var.  Görüntü itibari ile de çok ihtişamlı.

Ve Het Steen’den sonra tekrar düşüyoruz yollara. Yürürken aralardan derelerden Katedral’i görüyoruz.

Biraz yürüdükten sonra Antwerpen şehir meydanı(Grote Markt)’na ulaşıyoruz. Ve hemen yanında  Onze-Lieve-Vrouwe-kathedral (Lady’mizin Katedrali)’i görüyoruz.

Grote Markt’ı şehrin kalbi olarak tanımlayabiliriz. Grote Markt Loncalar ve iş yerleri ile çevrili geniş bir alan. Ne yazık ki Loncalar orjinal halleri ile günümüze gelememiş. 1576’da savaş döneminde çıkan yangında büyük bir bölümü hasar almış ve 19. yüzyılda restore edilmiş.

Grote Markt’ın ortasında ilginç bir heykel dikkatimizi çekiyor. Brabo Heykeli. Brabo Antwerpen için önemli bir sembol, kahraman Romalı bir asker.Bir efsaneye göre,Druoon Antigoon adında korkunç bir dev antik çağlarda nehir Scheldt kıyılarında yaşıyormuş. Scheldt nehri üzerinde denizciler bu deve para ödemeyi reddettikleri zaman onların ellerini keserek cezalandırıyormuş. Silvius Brabo, bu devi öldürmeyi başarmış ve elini kesip denize atmış. Heykelde de gördüğümüz gibi Brabo’nun elinde ki kesik el, korkunç deve aitmiş 🙂

(Antwerpen’ı gezerken bu heykelin hikayesini öğrenemeyip meraklar içinde kalmıştık. Eve döndüğümüzde yaptığımız araştırmalar sonucu merakımızı giderdik. )

Ve yolumuza devam ediyoruz. Grote Markt’tan ayrılırken birbirinden güzel hediyelik eşya mağazalarını geziyoruz. Eee tabi Antwerpen’ı anımsatan birkaç hediye almadan da edemiyoruz 🙂 Hediyelik eşya mağazalarından sonra yolumuz çarşıya düşüyor.

Biz de Antwerpen halkının arasına karışıyoruz. Şehrin gerçekten canlı bir çarşısı var. Mağazalara, insanlara, farklı mimarilere bakarak çarşıyı da geziyoruz. Sabahın erken saatlerinde yola çıkmak ve bu kalabalığın arasında yürümek bizi biraz yoruyor. Ama daha başkent Brüksel’e geçeceğimiz için kendimizi fazla yormamak adına geri dönüş yoluna koyuluyoruz. Arabaya kadar yürümek biraz zor olsa da bu tarihi şehri görmek ve havasını tatmak bizi mutlu ediyor.

Turumuzu bitirirken, Antwerpen gerçekten görülmesi gereken bir şehir. Bu şehri zaman ayırıp gezmenizi tavsiye ediyorum.

Not: Fotoğrafları çeken dayıcığıma teşekkürü bir borç bilirim 🙂

Finding Neverland (Düşler Ülkesi)

Uzun zamandır ertelediğim bir filmi sonunda izledim. ‘Finding Neverland’. Peter Pan’ın hikayesini hepimiz biliriz. Peter Pan en büyük dileği hayal gücünde canlandırdığı ‘düşler ülkesi’ adlı yere gitmek olan, büyümeyi reddeden, hayalperest bir karakter. Finding Neverland( Düşler Ülkesi) filmi Peter Pan’ın yazılış aşamasını anlatıyor. İskoç yazar James Barrie tarafından yazılan Peter Pan, bu film de farklı bir boyut  ile karşımıza çıkıyor. James Barrie’nin Peter Pan karakterini oluşturken esinlendiği karakterler ve olağan üstü hayal gücü, sizi o zamana götürüyor.  Çocuk olmayı, hayal kurabilmeyi, sevgi ve samimiyeti gösteriyor. James Barrie karakterini Johhny Depp’in canlandırması da filme ayrı bir tat katıyor tabi. Şunu da söylemeden edemeyeceğim film kurgusu ve görselliği  bakımından, Tim Burton filmlerine çok yakın.

Düşler Ülkesi, sizlere keyifli bir 100 dakika geçirtecektir. Eğer hayal kurmaktan ve inanmaktan vazgeçtiğiniz günlerden birindeyseniz, özellikle iyi geleceğini düşünüyorum 🙂

Tarihte İlk Sinema Filmi : L’Arrivée d’un train à la Ciotat

Sinema ,görsel ögeleri ve ses efektleriyle bizlere farklı hisler yaşatan, çoğu insan tarafından sevilen bir sanat türüdür. Sinema hepimize farklı yönlerden hitap edebilir. Bu yüzden farklı türlere ayrılmıştır. Aşk,dram, korku, gerilim, bilimkurgu, aksiyon, animasyon, komedi, biyografi vb. Hepsinden aldığımız tat ayrıdır. Peki hiç merak ettiniz mi bu kadar önemli bir sanat türünün ilk adımları ne zaman ve nasıl atılmış ?

1826’da fotoğrafın icadından sonra 1878  yılında ilk hareketli görüntü Edward Muybriagef tarafından bulundu.Kuşların uçuşunu incelemek amacıyla, saniyede 12 fotoğraf çeken ve kamera takılmış bir makineli tüfeğe benzeyen bir aygıt Fransız fizyolog Etienne Jules Marey tarafından geliştirildi. (1882) 1887′de ABD’li Hannibal Goodwin’in fotoğraf çekiminde selüloit film kullanması, bir yıl sonra da George Eastman’ın bu uygulamayı geliştirerek makaraya sarılı selüloit film şeridinin seri üretimini başlatması, sinema filminin gerçekleştirilmesi için bütün ön koşullan hazırlamış oldu. Thomas Alva Edison ile yardımcısı William Kennedy Laurie Dickson’ın yaptıklan kinetograf, kameranın ilk biçimi olarak ortaya çıktı. Kinetograf, gözlerini iki küçük deliğe dayayan tek bir izleyici tarafından kullanılabiliyordu. Kinetoskopu Paris’te bir sergide gören Auguste ve Louis Lumiere, sinematograf adı verilen aygıtı geliştirdiler. Bu aygıt diğerlerinin aksine hem görüntüyü alabiliyor hem de yansıtabiliyordu.

Sinemanın tanımına uygun ilk film Fransız Lumiere kardeşlerin çektiği  ‘ Trenin Cioatat Garına Girişi ‘  adlı filmdir.(28 Aralık 1895) Bu filmin çok ilginç bir hikayesi vardır. Lumiere kardeşler o tarihlerde Paris’te sihirbazlık gösterisi yapmaktaydılar. Parisliler o gün, Capucines bulvari’ ndaki Grand cafe’nin önünde Lumiere kardeşlerin sihirbazlık gösterisini izlemek için toplanmışlardı. Gösteriyi izlemeye gelen Parisliler, film oynatılmaya başlandığında bunun bir sihirbazlık gösterisi olduğunu düşündüler. Perdenin üzerinde izledikleri görüntüler onları şaşkına çevirdi. Trenin gara giriş sahnesinde yaşanan o an ise akıllarda kalıcı bir anı oldu.”Perdenin üzerinden kendilerine doğru gelen tren Gran Cafe’de bulunan herkesi ezmek üzereydi. Kaçmazlarsa trenin onları ezeceğinden eminlerdi.”  İşte yaşanan bu an ” ilk sinema filmi” ile anılır.
http://www.youtube.com/watch?v=hlb3XKjnZkE&feature=related 

Sinemanın anlatım olanaklarından yararlanıp, öyküselleştirme dönemi ise Georges Melies ile başladı. George Melies filmleri fantastik sinema ve bilimkurgu sinemasının öncüsü olarak kabul edilir. Sinemayı bugünkü haline getiren fikirleri, teknikleri, efektleri, kullandığı görsel ögeler ile sinema tarihinin büyük ustası olmuştur .Melies filmlerinde yaratıcılık gücünü kullanarak film hileleri uygulamıştır. Melies filmlerinin en büyük özelliği ise kameranın sabit tutulup , kamera karşısında bir tiyatro oyunun sahneleniyor olmasıdır. Ses efektleri ve renklendirmeler, film çekildikten sonra yapılmıştır. http://www.youtube.com/watch?v=K4MnFACzKfQ&feature=player_embedded#!

http://www.youtube.com/watch?v=dxB2x9QzXb0&feature=related

Sinema tarihini daha görsel ve ayrıntılı bir şekilde görmek istiyorsanız  ‘ Hugo Cabret ‘ filmini önerebilirim. Bu filmde George Melies’in hayatına, filmlerine ve ilk sinema filminin gösterimine kadar herşeyi izleyebilirsiniz.

Kinderdijk: Değirmenler Diyarı

Kinderdijk, Rotterdam’ın 15 km doğusunda yer alan Nieuw-Lekkerland beldesine bağlı bir köy.Yemyeşil bir yer Kinderdijk. 1997 yılında dünya mirasları listesine alınmış. Dünya Mirasları Komitesi’nin bu kasabayı Dünya Mirasları Listesi’ne almasının en önemli nedeni, buradaki değirmenlerin oluşturduğu manzaranın, insan elinin yarattığı seçkin bir yapıt olarak, insanların yaratıcılığının sınırlarının zorlandığının bir göstergesi olmasıymış. Burayı görülmeye değer ve farklı kılan belli başlı özellikler var. Kinderdijk doğal yapısını yitirmemiş bir köy. Hollanda’nın tarihi mirasını, yerel özelliklerini yansıtan bir dokuya sahip.  Bunun en güzel örneğini de yerel halkın ayağında ki klompenler ile verebilirim. Klompen Hollandalılara özgü geleneksel bir tahta ayakkabı çeşidi. Hediyelik eşya olarak turistler tarafından büyük ilgi gören bu ayakkabıları, köy insanlarının ayağında görmek sizlere Hollanda’nın doğal yapısını sunuyor. Bu köyde tam 19 tane yel değirmeni bulunuyor. Dünyada hiçbir yer buradan daha fazla değirmenine sahip değil. Bu 19 yel değirmeni tahıl ve elektrik üretimi sağlıyor. Ayrıca yerel halk tarafından ev olarak kullanılıyor. Ev olarak kullanılan bu değirmenlerin içi de küçük fakat çok şirin. Bu köyde sizi etkileyen bir diğer özellik ise manzara. Kinderdijk manzarasıyla da sizi büyülüyor. Değirmenlerin duruşu, suya olan yansımaları ve birbirleri ile olan uyumları inanılmaz.

Yolunuz Hollanda’ya düşerse değirmenlerin dansını izleyebileceğiniz, görselliği ve doğallıyla sizi büyüleyen Kinderdijk’i görmeden dönmeyin. Kinderdijk tekne turuna katılın ve değirmenlerin suda ki yansımalarını izleyin. Size eşsiz bir deneyim yaşatacağından eminim. Son olarak, turistler için dizayn edilmiş değirmene girip ziyaretçi defterini mutlaka inceleyin, çok eğleneceksiniz.
http://www.kinderdijk.nl/